Time Dergisi

Giriş İçin Tıklayın

MECLİS HABER DERGİSİ

Kamudan

saray belediyesi

GİRİŞ İÇİN TIKLAYIN

Kırşehir Belediyesi

GİRİŞ İÇİN TIKLAYIN

SAYGI ÖZTÜRK

MECLİS HABER DERGİSİ

Ödül Töreni 2007

SAYGI ÖZTÜRK

Saygı Öztürk’ün yeni kitabı: BELGELERLE ERGENEKON

Gazeteci-yazar Saygı Öztürk, Türk basınında “Ergenekon”un hep “ilk”lerini yazdı. Evinde, Ergenekon belgeleri bulunan ve halen Kanada’da yaşayan Tuncay Güney’in “hamam” olduğunu ortaya çıkardı. Olayın taraflarıyla defalarca görüştü, geçmişte soruşturmanın niçin yarım kaldığını  “Belgelerle Ergenekon” kitabında topladı.

DEVAMI İÇİN TIKLAYIN 

Çiçekdağı Belediyesi

GİRİŞ İÇİN TIKLAYIN

SON DAKİKA

SON DAKİKA

Görüntülü Kur'an

Var mısın Yok musun?

Devletin derinliklerinde cesaretle yüzen gazeteci

Uğur Mumcu’dan sonra araştırmacı gazetecilik bitti diyenler çıktı. Ancak siz, arka arkaya yayımladığınız kitaplarınızla ‘ne bitmesi asıl şimdi başlıyor’ der gibisiniz. Türkiye’de gazeteciler için nasıl bir arena mevcut?

 Araştırmacı gazetecilik ölmez. Çünkü gazeteciliğin doğasında araştırmacılık vardır. İyi bir gazeteci mutlaka birtakım araştırmalar içerisine giriyor,bir takım kişilerle görüşüyor, birtakım belgelere ulaşıyor ve dolayısıyla, haberin oluşmasında zaten araştırma yapıyor, araştırmadan olmaz. O yüzden, Türkiye’de sıkça kullanılan ‘araştırmacı gazetecilik’ deyimine pek katılmıyorum. O yüzden, araştırmacı gazetecilik öldü deniliyorsa o zaman memlekette gazetecilik de öldü  diye bakmak lazım.

 

“ Madalyalı Mahkum, Devletin Derinliklerinde, Kasadaki Dosyalar, 5-6-2 Tamam Reis, Kırmızı Klasör. Hepsi de üst üste baskısı yapılan kitaplarımız. Herkes “Türkiye’de kitap okunmuyor” diyor ama, Türkiye’de araştırmacı gazeteciliğe merak bu kadar fazla mı? En çok neyi, hangi konuları merak ediyor kamuoyu?

İnsanlar gazeteciliğin dürüst bir biçimde yapılmasını istiyor. İşte Uğur Mumcu ağabeyimiz; bizim hep örnek aldığımız araştıran, soruşturan bir gazetecide olması gereken tüm özellikleri bünyesinde barındıran bir isimdi. Biz gazetecilerin çok meraklı olması gerekir. Yani, kafamdaki sorulara bir cevap bulmaya çalışırsam o zaman araştırmam, soruşturmam gerekir, bazı bilgi ve belgelere ulaşmam gerekir. Ben onlara ulaştığım ve kendi meraklarımı gidermeye başladığım zaman bir yerde okuyucunun da merakını gidermeye çalışıyorum. Bu noktada sokaktaki vatandaştan farkım yok. Onların merak ettiğini ben de merak ediyorum.

 

Bu toplumsal merakın Türkiye’nin kendine özgü siyasal yapısıyla ilgisi var mı, yoksa dünyada da merak ediliyor mu devletin içindekiler?

Bana göre gazetecilik hep böyledir ama ülkemizde bir takım karanlık olaylar oluyor, bir takım ilginç gelişmeler yaşanıyor, bir takım güç odaklarının siyasetçilerin karıştığı olaylar yaşanıyor. Kamuoyunda son derece saygın bilinen insanların gerçek yüzünü ortaya koyduğumuz zaman, bunlar ilginç bulunuyor onun içinde merakla okunuyor.

 

GAZETECİ AVCI GİBİ OLMALI

Gazeteci olarak haberinizden mi daha fazla mesleki tatmin duyuyorsunuz, yoksa gazeteci yazar olarak kitaplarınızdan mı?

Ben kendimi yazar kabul etmiyorum, onu bir kere söyleyeyim. Ben iyi bir muhabirim. İyi bir muhabir olduğumuz zaman, yazdığınız haber yazdığınız kitap ilgi görüyor. Tabii ki kitap yazmak çok ağır sorumluluğu olan bir iştir. Gazetecilik de öyledir ama, gazetecilik de bir hata yaptığınız zaman bir iki gün içinde onu düzeltme şansınız var. Ama bu bir kitapta kolay olmuyor. Ben 25 yıllık gazeteciyim. Açık söyleyeyim daha önce kitap yazmaya cesaret bile edemedim.çünkü onun ağırlığını taşıyacak durumda değildim. Ancak belli bir mesleki birikim edindikten sonra cesaret edebildim. Bu kitaplarda da; daha önce yazdığım olaylar, haber olarak çıkmayanlar, o gün fazla itibar edilmeyenler ve peşine düştüğüm bazı olaylarla ilgili ulaştığım bazı bilgi ve belgelerle kamuoyunun haberdar edilmesini düşündüğüm için kitaplar yazmaya başladım. Kitapları yazarken de, inanınız bir yanlış yapmamak için çok büyük emek harcanıyor, daha büyük dikkat gerekiyor. Kalıcı olan bu eserlerde yanlış yapmak gibi bir lüksümüzün olmadığını düşünüyorum. Bende mümkün olduğu kadar acele etmeden, hep arayış içinde olarak, hep yeni bilgiler, yeni belgeler, kimsenin bu güne kadar ulaşamadığı belgeleri kamuoyunda paylaşmak istiyorum. Nitekim yazdığım kitaplar arasındaki “ Kasadaki Dosyalar” yaklaşık 3 yıllık bir çaba sonunda ulaştığım belgelerden ulaşılıyor. Türkiye’ de bilgi ve belgelere  kolay kolay ulaşılamıyor.

 

KORKUSUZ GAZETECİYİM

Ne yazık ki aydın cinayetleri yüzünden Türkiye’ye bildiğini söylemeye korkanlar ve bilmediğini sormaya cesaret edemeyenlerin ülkesi haline geldi. Yakın çevremizden size de “ aman dikkat bu konuları deşme fazla “ diyenler oluyor mu?

En çok korktuğu o. En yakın bildiklerimin aman dikkat et lafı beni en çok ürküten konu. Bir kere ben korkusuz bir gazeteciyim.  Korkusuzluğumun nedeni de, kendime göre dürüst olduğumdan inanmamdan kaynaklanıyor. Bir namussuzluğum, bir hırsızlığım ya da gazeteciliği başka amaçlarla kullanmadığımı biliyorum. O bakımdan kendime güveniyorum. Yazdığım gazetedeki haberler, köşe veya yazdığım kitaplarda da tarafsız olduğuma inanıyorum. Dahası, kiminle ilgili bir iddiayı gündeme getireceksem, ben  mutlaka o kişinin de görüşlerini alıyorum. Bunun en çarpıcı örneği “ Devletin Derinlikleri” kitabımdadır. Kiminle ilgili üç satır yazmışsam, o kişinin o konuyla ilgili cevaplarını da yazıyorum. Ne oluyor? Kamuoyu bilgilerle beraber iki tarafında görüşünü aldığı zaman kendine göre analizini daha sağlıklı yapabiliyor. Veya yazdığınız olaylarla ilgili bir kanaate varabiliyor. Zaten gazeteciliğin temeli de bunlar.

 

Yazdıklarınız yüzünden tehdit aldınız mı?

Zaman zaman arayan olur. Çok ağır küfürler edenlerde olur, tehdit olarak algılarsak. Ama ben bunları hiçbir zaman “ aman ben tehdit edildim” şeklinde de kullanmam. Bir de ben kaderci bir insanım. Bir şey olacaksa, olur. Bir şeyi, üzerine basa basa söylemem gerek. Korkarak gazetecilik yapılmaz. Köşeye sinerek veya  kapalı kapılar ardında gazetecilik olmuyor. Gazetecilik yapılacaksa, mesleğin gereği yerine getirilecek.  Olayları yansız şekilde ortaya koymanın çabası içinde olduğunuz zaman, korkacak bir şey yok gazetecilikte. Zaman zaman bizimde haberimizde eksiklik olabiliyor. O zaman haber kaynaklarından bana şöyle eleştiri geliyor; ” sizden beklemezdik böyle bir olayı” diyorlar. Kamuoyu benim ne kadar araştıran, soruşturan, haberleri objektif şekilde ortaya koyan bir gazeteci olduğuma inanıyor. Bu yüzden hata yapma şansımın olmadığına inanıyorum.

 

KORKUT EKEN’İ İNSAN OLARAK ÇOK SEVİYORUM

Korkut Eken ile yaptığınız röportajdan sonra, evinizin duvarına resmini astığını söylediniz. Neydi uzun süre sizden başka gazeteciyle görüşmeyen Korkut Eken’ in sizi bu kadar etkileyen yönü?

Ben geçmişte Korkut Eken’ i  tanımam. Daha önce bir tanışıklığım bir samimiyetim de yok. Yukarıda gazetecinin araştırması, soruşturması gerektiğini anlattım. Yoksa, bende bazı gazeteci arkadaşlarım gibi Korkut Eken hakkında duyduklarımı, bildiklerimi, okuduklarımı derler toplar, bir takım yazılar yazabilirdim. Ama bu Korkut Eken kimdir, nedir, geçmişteki özellikleri nedir, bir de ona bakmak gerekir.  Her meslektaşım gibi ben de, Korkut Eken cezası kesinleştikten sonra  cezaevine girmeden kendisiyle konuşmak için uğraşan gazetecilerden biriyim. Gazetecilikte güvenin çok önemli olduğunu ifade ettim.  Geçmişinizde kırıklıkların olmaması da, haber kaynaklarının seçme hakkını kullanırken kriterlere uymanızı sağlıyor.

 

Medyanın peşinden koştuğu yıllarda neden sadece size konuştu?

Benim, “başka yere konuşmayın” demek ne hakkım, ne de yetkim var. Korkut Eken de öyle şeyleri kabul eden bir insan değil. Ben Korkut Bey’i bir insan olarak çok seviyorum. Biz gazeteciler genelde şunu yaparız. İşimiz biter, alacağımız balı alırız,  günlerce konuşmayan bir kişiyle manşet oluruz, hatta kitap ta yazarız. Ondan sonra kaldırır atarız.  Biz gazeteciler genelde vefasızız.  Bunun da okuyucular tarafından bilinmesinde fayda var.  Vefasızlık gazetecilikte çoktur. Ama Korkut Eken’ in cezaevine gittiği zaman, ne bileyim, çok sevdim kendisini. Karizmatik, son derece insancıl. İnanır mısınız, kitapta anlattıklarımın önemli bir bölümü Korkut Eken’ in anlattıkları değil.  Çevresinde onunla ilgili bilgiler alıyorsunuz.  Nasıl bir insan olduğunu en iyi mesai arkadaşları bilir, çevresi bilir. Korkut Eken’ in neden ‘efsane subay’ olduğunu, onlar konuştukça onlardan öğreniyorsunuz.  Ben de, Korkut Eken’ in çevresinden, yıllar önceki silah arkadaşlarından, bazı emniyet mensuplarınızdan duyduklarınızla,  çok değişik bir Korkut Eken çıkıyor.  Ve, son derece iyi bir baba her şeyden önce.  Ben Korkut Eren’i, cezaevinde olduğu günlerde de sıkça ziyaret ettim.  İnsanların sıkıntılı günlerinde de ziyaret edilmesi kadar doğal bir şey yoktur.  Bunlar tamamen insani olaylardır.  Benim Korkut Eken’den bir beklentim falan yok.

 

Susurluk olayları ile bağlantı kurulan ve hapis yatan bir kişiyle,  emekli albay dahi olsa yakınlık kurmanız, gazeteci kimliğinizle başkalarının bakışında farklılık yarattı mı?

Gazeteci kompleksiz olduğu zaman, olayların önünde arkasında kendisine yönelik bir çıkar, bir hesap olmadığı zaman rahat. Sadece gazetecilik amacıyla bu insanlarla konuştuğunuzu, gazetecilik amacıyla bu insanlara  ulaşmaya çalıştığını siz biliyorsanız, kim ne derse desin  umurunuzda olmaz. Her meslektaşım, cezaevinden çıktıktan sonra kendisine ulaşmak istedi.  Televizyonda istediği kadar konuşsun diyenler de olmuştu. Ama o konuşmadı.  Ben işimi yaparım, başkalarının söylediğine de aldırmam.  Bir zaman Uğur Mumcu ağabeyimiz de, Karases olarak bilinen Cemalettin Kaplan ile röportaj yapmıştı. O da kırmızı bültenle aranan bir adam.  Gidip Almanya’da görüşmüş, hakkında yazılar yazmış, kitap haline getirmişti.  Gidip 30 bin kişinin katili Abdullah Öcalan ile  röportaj yapılınca bu gayet normal karşılanıyor, geçmişte  efsanelerle dolu işler yapmış bir komutanın, ki hala ne olduğu hala belli değil., anlattıklarına dayanarak haber yazıyorsunuz. Bunlardan ne çıkar yani?  Ben sadece gazetecilik yapıyorum.  Başka bir kimliğiniz de olmadığı sürece, kimin ne dediğine aldıran bir insan değilim. Kaldı ki, gazetecilikte haber olabilecek ne varsa ulaşması gerekiyor.  Korkut Eken olayında, sadece bir gazetecilik söz konusudur.  Benim için  Korkut Bey iyi bir haber kaynağıdır. Haber kaynaklarının başkalarına konuşmamasından son derce memnun olunur, diye de düşünüyorum.

 

ÇATLI KATİL KIRCI PİŞMAN

Korkut Eken’ i dinledikten sonra, Çatlı ile ilgili düşüncelerinizde de değişiklik oldu mu?

Hayır. Benim Çatlı ile ilgili  düşüncelerimde başından beri hiçbir değişiklik olmadı. Kendisine ve çevresindekilere göre bir kahraman olabilir ama ben Çatlı’ ya sıcak bakmıyorum. Her şeyden öte ortada bir kan vardır, ortada bir gözyaşı vardır.  Bildiğimiz gibi Abdullah Çatlı, resmi belgelerle ortaya çıkıp kamuoyuna da yansıttığı gibi 7 TİP’ li gencin öldürülmesi emrini veren, hatta eylemin bizzat içerisinde olan, bazı kişilerin aracının bagajına koyup, Ankara dışına götürüp orada öldüren kişidir.  Eline kan bulaşmış bir kişiye ben sıcak bakmam. Bunların devlet için ne kadar çalıştığı hakkında pek bilgim yok ama; Korkut Eken’ in kendisine bazı görevler verdiğini, yurtdışında PKK ve bazı sol örgütler için istihbarat amaçlı kullandığını söylüyor.Bu, onun takdiri.  Ne yapmış, ne etmiş, bu onların bileceği iş; ama benim gözümde Abdullah Çatlı, her şeyden önce 7 TİP’ linin katili. Kendisini de tanımadığım için bir şey diyemiyorum.

Ama olayların diğer isimleri, mesela Haluk Kırcı, Susurluk’ ta da ismi geçer. “ 5 6 2 tamam reis” kitabımda çok önemli bir yer tutuyor. Ama gazeteciyiz, olaylarla ilgili her şeyi belgeleriyle ortaya koyarken,  mutlaka karşı tarafında görüşünü almalıyız.  Zaman zaman gazetecilerin önüne büyük engeller çıkar. Adalet Bakanlığı’na yazıyorsunuz, cezaevindeki  Haluk Kırcı  ile görüşmem lazım diyorsunuz.Red cevabı geliyor. İşte gazetecilik orada başlıyor. Ben öyle bir kitap yazıyorsam, mutlaka yaşayan kilit isimlerle görüşmem gerekiyor. Gazeteciyseniz, engelleri aşacaksınız. Ben, Haluk Kırcı ile konuştum. Ama nerede konuştuysam konuştum önemli olan benim Haluk Kırcı ile konuşmam. Orada, Haluk Kırcı’ nın  25 yıl önceki değerlendirmeleri var. Katılır veya katılmazsınız. Kaldı ki, ben de katılamıyorum anlattıklarının büyük bölümüne.  Ama, sonuçta ortada 7 kişi var, aradan 25 yıl geçtikten sonra bu insanın da çoluk çocuğu var. Olaylara bugün nasıl bakılıyor? İnsanların bazı olaylardan ders çıkarması, Anadolu’dan getirilen af insanları nasıl kullandığının gösterilmesi açısından Haluk Kırcı’ nın  yaptığı açıklamalar da bana göre son derece çarpıcı. Çünkü, “ bizler kullanıldık, limon gibi sıkıldık bir kenara atıldık ” diyor.  Bugün olsa hiçbir zaman öyle bir olay olmayacağını söylüyor.  Sonuçta bu kişinin cezası kesinleşmiş, hüküm giymiş, bu saatten sonra  olaylarla ilgili yazılanlardan dolayı bir beklentisi olmamasına rağmen bunları söylüyor. Bunların da kamuoyunca  bilinmesinde fayda var. Ders çıkarmak açısından  önemli olduğunu düşünüyorum.

 
< Önceki   Sonraki >

ONLINE KULLANICI SAYISI

ZİYARETÇİ SAYISI

Meclis Haber Dergisi Meclis Haber Dergisi - Devletin derinliklerinde cesaretle yüzen gazeteci
dreamweaver graphics

Trafik Kaza Tutanağı

Reklam

Time Dergisi

Aydın Belediyesi

GİRİŞ İÇİN TIKLAYIN

Yemek Tarifi

Önemli Linkler

ÖZEL HABER

MEB PERSONEL GENEL MÜDÜRÜ NECMETTİN YALÇIN GENEL YAYIN YÖNETMENİMİZ MURAT POLAT'A KONUŞTU

devamını oku....

SON DAKİKA



ÖZEL HABER

GAZETECİ YAZAR EMİN PAZARCI GENEL YAYIN YÖNETMENİMİZ MURAT POLAT`A  BEN KENDİ KÖŞEMDEN MESULUM GAZETENİN POLİTİKASI BENİ İLGİLENDİRMEZ DEDİ.

Devamı İçin Tıkalyın 

ÖZEL HABER

Genel Yayın Yönetmenimiz Murat POLAT, Abdullatif Şener ile görüştü.

Tıklayın... 

ÖZEL HABER

GENEL YAYIN YÖNETMENİMİZ MURAT POLAT, HÜRRİYET GAZETESİ YAZARI SAYGI ÖZTÜRK İLE GÖRÜŞTÜ.

Uğur Mumcu’dan sonra araştırmacı gazetecilik bitti diyenler çıktı. Ancak siz, arka arkaya yayımladığınız kitaplarınızla ‘ne bitmesi asıl şimdi başlıyor’ der gibisiniz. Türkiye’de gazeteciler için nasıl bir arena mevcut?

DEVAMI İÇİN TIKLAYIN 

REKLAM

GİRİŞ İÇİN TIKLAYIN

DOST SİTELER

         isim didikle

Trafik Kameraları

binbirkanal.com