|
Belki ana haber bültenlerinde hak ettiği yeri bulamadı ama, eylül ayında Ankara’mız ve tüm insanlık adına çok önemli bir adım atıldı. Eylül 2010 da Ankara’da ilk Kök Hücre Enstitüsü açıldı. Bu gerçekten çok önemli. Eğer gerekli ödenek zamanında alınır ve Enstitü binasına zamanında taşınılırsa tedavi için yurtdışına giden vatandaşlarımızın tedavilerinin burada yapılmasının yanı sıra yurtdışından da, özellikle Orta Doğu, Orta Asya ve Balkanlardan gelecek hastalara da bakılarak önemli bir hasta turizmi de gerçekleşecektir. Cevizlidere’de Ziya –Zübeyde Demirci çifti tarafından belediye hastanesi olarak yapılan ve Çankaya Belediyesi tarafından, Kök Hücre Enstitüsüne tahsis edilen hastane ile ilgili, Çankaya Belediye Başkanı ile Ankara Üniversitesi Rektörü arasında protokol imzalanmış ve A.Ü. Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Günhan Gürman Kök Hücre Enstitüsü Başkanlığına getirilmiştir. Prof. Dr. Gürman “20. Yüzyılın genetik şifrenin açıklandığı bir asır olduğunu, 21. yüzyıla ise kök hücrenin damgasını vurduğunu belirterek, hücrelerin çok farklı potansiyellerinin anlaşılmasıyla lösemi, felç, diyabet, Alzheimer hastalığı ile ortopedik özürlülük, damar hastaları gibi pek çok hasta sahibine ümit vaat edilmeye başlanmıştır” dedi. Prof. Gürman, kök hücre naklinde 20. yıllarını geride bırakmalarının tecrübesini yaşadıklarını vurgulayarak, Türkiye’de 25–30 adet kök hücre transferi yapan merkez var. Kök hücre nakli en zor organ naklidir ve çok fazla zorluklara sahiptir. Teknoloji ilerledikçe kök hücre naklinin de başka hastalıklara ışık olacağını söyledi. Kök hücre çalışmalarının, insanlık tarihi içinde ateşin keşfi, tekerleğin icadı gibi dönüm noktası olduğunu bildiren Prof. Dr. Gürman, AnkaraÜniversitesindeki bilim insanlarının, bu konuda enstitü çatısı altında toplanmak üzere harekete geçtiklerini ve hızlı bir şekilde enstitünün oluşturulduğunu söyledi. Yurt dışında bu konunun önderi olan ülkelerden çağrılan bilim insanlarının, önemli buluşlara imza attığını ve bu buluşların pek çok çaresiz hastalığa ümit vaat ettiğini ifade eden Gürman ''Bize tahsis edilen bu bina, bizim için bir harekât merkezi olacaktır ve bir enstitü çatısı altında toplanan bilim insanları, çok daha iyi örgütlenerek, organize olacaklardır'' dedi. Kök Hücre Enstitüsünde çaresiz olduğu düşünülen pek çok hastalık için umut olabilecek hücresel tedaviler, doku mühendisliği uygulamaları, kök hücre bankacılığı, gen tedavisi ve tümör aşısı uygulamaları, üst düzey bilimsel veri üretimini sağlayacak yüksek teknolojik bilimsel araştırmalar, insan hayvan ve bitkide tüm hücrelerin en üst düzeydeki bilimsel gerçeklerine ulaşmak için incelemeler yapılacak ayrıca üniversite içinden ve dışından bilim insanlarına eğitim desteği ile bilimsel danışmanlık sağlanabilecek. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kök Hücre Enstitüsüne bağlı olarak kurulması planlanan mükemmeliyet merkezinde; Türkiye’de yakın bir zamanda, kanser, felç ve körlük gibi çaresiz bir çok hastalığın tedavisinde umut olarak gösterilen kök hücre çalışmaları yürütülebilecek ve kanser aşısıyla, kök hücre nakliyle, kornea tabakası ve omuriliğin onarılması şeklindeki alternatif tedavi yöntemleri geliştirilebilecektir. Takribi olarak 140 milyon TL ye mal olması öngörülen merkezin gerçekleşmesiyle projede yer alan farklı uzmanlık dallarından bilim insanlarının bugüne kadar yaptıkları başarılı çalışmaların daha da artacağı düşünülürse, Sağlık Bakanlığı’nın bu önemli merkez için gerekli ödeneği en kısa zamanda çıkarması gerekmektedir. Gelecekte çaresiz hastalıkların kalmaması ve insanlığın sağlıklı hayat sürmesi için bilimsel çalışmaların devam etmesi gerektiğini düşünecek olursak, sağlığa bedel biçilemeyeceğini de kabul etmemiz gerekir. Ülkemizde en fazla yatırımın eğitime ve sağlığa yapılması gerektiği hepimizce bilinmektedir. Ailesini erken yaşlarda kanser sebebiyle kaybetmiş bir kişi olarak, bu mükemmeliyet merkezi, duyduğum andan itibaren beni çok heyecanlandırdı ve umutlandırdı. Böyle önemli bir yatırım için, Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere, ilgili kurumların bir an önce harekete geçmesini diliyorum. Bu konuda özverili bir çalışma yapan bilim insanlarımızı kutluyor ve tüm zorluklara rağmen pes etmeden insanlık için çalışmalarına devam etmelerini diliyorum. MİNE DİNÇER
|