MECLİS HABER DERGİSİ

ÖZEL HABER

http://www.meclishaberdergisi.com/resimler1/polatcicekrop.jpg

ÖZEL BİNGÖL HASTANESİ

GİRİŞ İÇİN TIKLAYIN

FARUK EKİN TEKSTİL A.Ş.

SON DAKİKA

SAYGI ÖZTÜRK

Saygı Öztürk’ün yeni kitabı: BELGELERLE ERGENEKON

Gazeteci-yazar Saygı Öztürk, Türk basınında “Ergenekon”un hep “ilk”lerini yazdı. Evinde, Ergenekon belgeleri bulunan ve halen Kanada’da yaşayan Tuncay Güney’in “hamam” olduğunu ortaya çıkardı. Olayın taraflarıyla defalarca görüştü, geçmişte soruşturmanın niçin yarım kaldığını  “Belgelerle Ergenekon” kitabında topladı.

DEVAMI İÇİN TIKLAYIN 

ALPER MEDİKAL TIBBİ MALZEME LTD.ŞTİ.

GİRİŞ İÇİN TIKLAYIN

KALE BELEDİYESİ

GİRİŞ İÇİN TIKLAYIN

SAYGI ÖZTÜRK

DEVAMI İÇİN TIKLAYIN 

Bala Belediyesi - Belediye Başkanı İBRAHİM GÜRBÜZ

Taşeron Mesih

DOĞRU YOL PARTİSİ GENEL BAŞKANI ÇETİN ÖZAÇIKGÖZ MECLİS HABER'E KONUŞTU | Yazdır |  E-posta

DOĞRU YOL PARTİSİ GENEL  BAŞKANI   ÇETİN ÖZAÇIKGÖZ  MECLİS HABER’E  KONUŞTU

YAZARIMIZ MİNE DİNÇER  SORDU ,ÖZAÇIKGÖZ CEVAPLADI

GENEL BAŞKAN  ÖZAÇIKGÖZ  ERGENEKON BAŞBAKANIN SİYASİ RAKİPLERİNİ YOK ETME PROJESİDİR DEDİ
 

 

Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Çetin Özaçıkgöz yazarımız Mine Dinçer'in sorularını cevapladı.

Doğru Yol Partisi olarak bütün illerde teşkilatınızı kurdunuz mu?
27 Mayıs 2007 de daha önce misyonu terk edilen, partimizin tabelaları ve ismi de yok edildi. Yani bu sorunuza cevap vermeden önce o noktayı tespit etmemiz gerekir. Bana ve benim arkadaşlarıma bizden evvelki genel başkanlara olduğu gibi büyük bir genel merkez,81 il, 932 tane ilçe teşkilatı, bankalarda trilyonlar, otobüsler, genel merkezin altında 40 adet sıfır model passat marka arabalar teslim edilmedi. Bize bir kibrit çöpü dahi teslim edilmedi.28 Mayıs 2007 de biz sıfırdan aldık, şu anda 47-48 tane il teşkilatımız kurulu vaziyette. Siyasi partiler kanununun 36. Maddesinde aranan şartları aşmış durumdayız.2011 yılında yapılacak olan milletvekili seçimlerine partimiz hazır durumdadır.

Bir röportajınız da ‘’Ergenekon Başbakanın Siyasi Rakiplerini Yok Etme Projesidir’’ demişsiniz. Bu söyleminizi açar mısınız?
Bu çok açık. Şimdi tabi yargıya intikal etmiş, yargılama safhasında cereyan eden olaylar üzerinde fek fazla derinlemesine durmak, beyanatlar vermek hukuken doğru değildir. Ama maalesef bunu önleyici, cezalandırıcı kanunlarda uygulanmıyor. Metrukiyete uğrama deriz biz buna. Mevcuttur o kanun ama uygulamaz mahkemeler. Ben onu bir soru üzerine cevap olarak söyledim. Şimdi  bakıyoruz 3 yıldan beri darbe yapmak istediler diye bir takım komutanlar, yazarlar, çizerler, siyaset adamları, eski bürokratlar, cezaevlerinde… Hala devam ediyor yargılanmaları. Tutukluluk halleri devam ediyor, bir mahkûmiyet yok. Hala daha neden tutuklu olduklarının farkında değiller. Bu dünyadaki insan hakları döneminde demokrasi iddiasında olan Türkiye de bunlar pek yakışık almıyor. Bizim itirazımız şunaydı. Bu devletin en yüksek kademelerinde görev yapmış, bu millete hizmet etmiş,70 yaşını aşmış insanların bir telefonla veya bir çağrı kağıdıyla ‘’şuraya gel ifadeni ver’’ dendiği zaman gelecekleri halde hiç haber vermeden sabaha karşı bir baskın şeklinde evlerinden alınarak arabalara zorla tıkılarak milletin gözü önünde itibarlarını sarsıcı bir şekilde götürülmelerine milletle beraber isyan edenlerden birisiyim. Kim ne suç işlediyse cezasını çeksin. Kim yaparsa yapsın aflara karşıyız biz. Ama bir de bakıyorsunuz Sayın Başbakan istediği olayda avukat, istediği olayda savcı pozisyonunda. Halbuki  başbakanlara  sadece başbakanlık yapmak yaraşır. Savcıların mesleğini savcıların, avukatların mesleğini avukatların yapması lazım. Gerçi millette alıştı artık; Türkiye’nin iç meselelerini, sıkıntılarını, ekonomisini, darboğazını, borçlanma meselesini  Allaha havale etmesine. Bu konularda başarısız olduğunu anlayan iktidar başka işlerle uğraşıyor yurtdışında. Dünyayı idare etmeye kalktı başbakan. Şimdi şunu söyleyeyim bu arada, sorunuzun cevabını tamamlamak için. Türkiye ‘de gerçekten darbe yapan insanlar ellerini kollarını sallayarak  dolaşıyor. Diğer tarafta ise insanlar aklından geçirdi diye tutuklanıyor. Bir darbe teşebbüsü olmuş da değil. Bir darbe teşebbüsü olur ve bastırılır, 21 Şubat ve 22 Mayısta olduğu gibi, bunlar tabi ki yargılanır. Ama aklından geçirdi diye insanlar yargılanırlarken gerçekten darbe yapanlar ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlar. Şimdi diyeceksin ki Sayın Başbakan ve iktidar mensupları ‘’daha ne istiyorsunuz, geçici anayasanın geçici 15. Maddesini kaldırmak için referanduma ve anayasa değişikliğine gidiyoruz’’ Hiç boşuna beyhude telaştır bu. Adama sorarlar ‘’peki kardeşim sekiz yıldır nerdeydin? Senin daha önceki parlamento  döneminde de böyle referanduma gerek  kalmadan anayasayı değiştirecek gücün de vardı. O zaman neden yapmadın bu kadar önemliyse. 12 Eylülde 30 yıl doluyor. Dolduğu zamanda referandumda kabul edilse de edilmese de hiçbir şekilde yargılama yapılamaz, çünkü zaman aşımına uğrar. Kaldı ki 93 yaşındaki Kenan Evren’in yargılanmasının da ülkeye hiçbir faydası yoktur. Çünkü milletin Demokrasi içinde yer alan o kanaati artık oturmuştur. Darbeler ülkeye çok büyük sıkıntı getirmiştir. Savunulacak bir tarafı da yoktur. Bu kişiyi yargıladığınız zaman vatandaşlar televizyonda görecek. Adam yürüyemiyor. Bundan hesap soracaksınız ama ceza da veremezsiniz, içeri de atamazsınız. Bu sefer acıma duygularıyla Demokrasinin normları yeniden yerlerinden oynar ve bir fayda getirmez. Ben bunu temsilen meclis toplantımız da da söyledim. Bir kere daha söyleyeyim. Darbeler dönemini kapatmak istiyorsa bu iktidar, Türkiye de darbeye maruz kalan iki tane başbakan vardır. Biri Menderes diğeri Demirel. Parlamentonun kapısına birini bir tarafa, birini diğer tarafa heykelini dikmek suretiyle darbeler döneminin kapandığı dünyaya ilan edilir. Kimse yapmaz ise biz bunu yapacağız. Milletimize sözümüzdür.

Hükümetin askere bakışını ve Genelkurmay  Başkanının sessiz kalmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hemen sondan başlıyım sorunuzu cevaplamaya. Sayın Genelkurmay Başkanı son derece akıllı hareket ediyor. Bunlara cevap vermek bunların puanını arttırıyor. Bunu yaşadı Türkiye. Bir müddet daha bu sıkıntıya hep beraber katlanacağız. Askerimize bu şekilde küçük düşürücü ithamlar, bakış açıları bizimde ruhumuzu derinden yaralıyor. Bunları tasvip etmemiz mümkün değildir. Ama cevap verilip bir reaksiyon gösterildiği zaman, kamuoyunda üç dört puan birden artıyor bunlar. Onun için bu noktaya götürmemek lazım meseleyi.
Bunların askerimize bakış açıları tasvip edilebilir değildir. Zaten Başbakan herkesle kavga etmeye alışık. İşçiyle kavgalı, memurla kavgalı, doktorla eczacıyla kavgalı, savcıyla hâkimle kavgalı, yargıyla kavgalı, basının bazı kalemleriyle kavgalı, basının patronlarıyla kavgalı,13 yaşındaki bir çocuğun ensesini tuttuğu zaman morartacak kadar 13 yaşındaki çocukla kavgalı, askerle de kavgalı olması gayet normal, kavgalı olmadığı kimse yok ki… Bütün kurumlarla kavgalı, şimdi de İsrail ile kavga ediyor. Bakın Türkiye’nin başına çorap örecek.

İsrail ile yaşanan olayları değerlendirir misiniz?
Valla  fevkalade üzücü bir olay. Vereceğim cevabın istismar edilmemesi açısından ve yanlış anlaşılmaması bakımından şunu söyleyeyim, İsrail  devlet terörünü uygulayan bir devlettir. İsrail’in savunulacak bir tarafı yoktur. Ama İsrail’in yaptığı bir yanlışın Türkiye’nin yaptığı, yapacağı bir yanlışla düzeltilmesi mümkün değildir.

Mavi Marmara gemisinin gönderilmesiyle ilgili hükümetin önlem alması gerekmiyor muydu?
Gayet tabii. Amerikalılar hala bu konu da açıklama yapıyorlar. Bizim Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini İsrail’in tepkisi konusunda defalarca uyarmışlar. Ayrıca İsrail’de uyarmış, büyükelçilikleri vasıtasıyla telefonla dışişleri bakanları biz her türlü müdahaleyi yapacağız bunu göze aldık demişler. Yani bu vaziyette hala da o sivil insanların bodoslama İsrail’in karasularına doğru ilerlemesi çok yanlıştır. Bana sorarsanız mutlaka yapılması gerekiyor idiyse donanmamızı da savaş gemilerimizi de refakatine almak suretiyle güneye doğru inerek Mısır’ın karasuları üzerinden o tarafa dönmesi belki daha akıllıca bir iş olurdu. Bize göre hiç de gerek yoktu aslında. Bu olayı insani yardım vakfı düzenliyor, Almanya’da kurulmuş bir vakıf. Yani Türk kuruluşu değil, gemi de Türk gemisi değil. Bu olayda Türkiye üzerinde büyük oyunlar oynanıyor. Bu ilk oyun değil, son oyun da olmayacak. Ekonomik oyunlar var, siyasi oyunlar var, askeri oyunlar var. Bu Türkiye üzerinde oynanan bir tezgahtır.  Yani Türkiye’nin İsrail ile karşı karşıya getirilmesi arzu edilmiştir. Bu açıkça bir oyundur. Gemi İstanbul Belediyesi’ne bağlı olan Deniz otobüslerinden alınmıştır. Bu gemiye Türk Bayrağı çekilmiş olmasına rağmen Afrika sahillerindeki bir ada devleti olan Komor ülkesine aittir.   Organizasyonda yabancılar tarafından yapılmıştır. Türkiye ise  bu olayla tuzağa düşürülmüştür.

Bülent Arınç’ın ve Fettullah Gülen’in bu konudaki açıklamalarını değerlendirir misiniz?
Arınç o günkü şartlar içinde bir cevap vermiştir. Gereği yapılacak demiştir ama hangi gereği yapıldı, bakın bu böyle kalır. Hiç bir şey yapılmaz. Ülkenin itibarıyla oynanmıştır. Olan oradaki dokuz tane insanımızın hayatına olmuştur. Bu hükümetin menfi hanesine yazılacak ve tarihe geçecek çok kötü bir olaydır. Büyük bir sıkıntı yaratmıştır Türkiye’nin başına. Çoluk- çocuk,  erkek -kadın 1200 kişi hayatını kaybetmiştir. İsrail’in bu hareketini savunmak mümkün değildir ama sayın başbakan bir milyon iki yüz bin insan Irak’ta öldürülürken ne yapıyordu acaba, nerdeydi? Başka yerlerde mi yaşıyordu ağzını açıp tek kelime dahi söylemiş değildir. Görüldüğü gibi büyük bir çelişki içindedir. Bu hükümetin giderayak Türkiye’nin başına telafisi olmayan bir çorap örmesinden endişe ediyoruz. Bakın ben Kütahya ve Eskişehir’de bir gazetecinin sorusu üzerine söyledim.  İnşallah ikinci bir Enver Paşa olayını yaşamaz Türkiye dedim. Birinci Dünya Savaşında Enver Paşa Milli Savunma Bakanı ve koyu bir Alman Hayranı. İngiliz Donanmasından kaçan Goben ve Breslaw gemilerine Çanakkale Boğazını açtık.  Orada kalması gereken bu gemilere Yavuz ve Midilli adı verilerek Karadeniz’e çıkmasına izin verdi Enver paşa. Bu gemiler Sivastapol Limanını bombardıman edince, bir anda savaşın içinde buldu kendini Osmanlı devleti. Kıbrıs’ ta gitti elimizden o sırada. Koskoca İmparatorluğu darmadağın ettik. İnşallah böyle bir olayla karşılaşmaz Türkiye, endişe içinde takip ediyoruz olayları.

Hükümetin ekonomi politikasını nasıl buluyorsunuz?
Bütün bu olaylar Türkiye’de bu iktidarın ekonomi politikası olmamasından kaynaklanıyor. Eğer Türkiye’de başarılı bir ekonomi olsaydı bunlara hiç gerek yoktu. Ne mahkemelere gerek vardı Ergenekon ile ilgili, ne İsrail’e karşı bu gemilerin gönderilmesine gerek vardı. Bunlar kamuflajdır. Türkiye’nin içindeki sıkıntılarını, beceriksizliklerini örtme telaşıdır. Bu anayasa değişikliği olmadan Türkiye yaşayamazsa sekiz yıldır nerdeydiniz, nasıl yaşadı bu zamana kadar. Şimdi gelelim ekonomiye. Bunlar iktidara geldikleri zaman Türkiye’nin borcu 224 milyar dolardı, şimdi 650 milyar dolara çıkmış. Bunlar iktidar olduğu zaman hane halkının borcu yani insanların birbirine olan borcu, arkadaşından borç almış, beyaz eşya almış, banka kredisi çekmiş, ev ve araba borcu, kredi kartları borçlarının toplamı 4,5 milyar dolardı. Ama 2008 de hane halkının borcu 115 milyar dolara çıkmıştır. Başarı mı başarısızlık mı?  Bunun hesabı ortada işte…

Devlet ev yapıp satar mı? Tokiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu iktidarın bir görüşü olabilir, partinin programı olabilir.  Ama ekonomi özel sektör ağırlıklıdır. Böyle tokiyle yaptığı zaman inşaat sektörü büyük yara almıştır. İnşaat sektöründen para kazanan insanlar para kazanamaz hale gelmişlerdir. Toki eğer randımanlı çalışmış olsaydı, belki savunulabilirdi. Ama ne oturanlar ne de alanlar orda hiçbir şeyden memnun değiller. Çoğu yerlerde daha içeri bile girilmeden çürüyen yerler var. Ama bu günkü serbest piyasa ekonomisi Devletçilikten uzaklaşmış, özel sektöre hür teşebbüse dayanan bir ekonomi içinde savunulur bir tarafı yoktur. Ama devlet aynı zamanda sosyal devlet ilkesini ortaya koyabilmek için ihtiyacı olanlara başarılı olmak şartıyla ev yapabilir. Öyle toptanda karşı değiliz yani…

Doğru Yol Partisiyle Demokrat Parti ileride aynı çatı altında toplanabilir mi? Diğer Partilerden milletvekilleri de gelmek isterlerse partinize kabul eder misiniz?
Bu soruyu onlara sorun, bizim kapımız açık arkasına kadar. Defterlerimiz açık, kollarımız açık, sinemiz açık. İsteyen gelir. Herkese açık derken şunu belirtmeliyim. Mevcut milletvekilleri yani milletvekilliği devam edenler veya eski milletvekilleri bizim partimize girmek istedikleri zaman biz evvela bizim bu sıkıntılı günlerimizde bu kahrı çeken, bu teşkilatı kuran il başkanlarımıza ‘’ A ilinde mevcut ya da eski milletvekili partimize girecek’’ diye öncelikle sorarız. Toplanın, düşünün, taşının değerlendirin alalım diyorsanız alacağız diyoruz. Almayalım diyorlarsa almıyoruz. Çünkü bize üç yıldan beri kahır çekmiş arkadaşlarımızın önüne on ikiye beş kala milletvekili falan gelecek, öyle çok fazla tasvip ettiğimiz bir olay değil. Bizim başka partilerle böyle birleşme, seçim ittifakı diye bir düşüncemiz de yok, bize dokunmasınlar biz sadece milletle birleşeceğiz.

Kemal Kılıçtaroğlu’nun  Genel  Başkanlığını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Valla bunu hep soruyorlar. Verdiğim cevapları bir kez daha tekrarlayayım. 22 Mayıstaki o kongrede biz Konya’daydık. Konya’ da bir saat 15 dakikalık bir televizyon programında da soruldu. Sayın Kılıçtaroğlu bir hareket getirmiştir oraya. Yalnız dedim ki Cumhuriyet Halk Partisinin en kuvvetli olduğu gün işte bu gündür dedim. Sayın Kılıçtaroğlu’nun seçildiği gün en yüksek noktadır. Daha sonra başlar tuğlalar birer ikişer dökülmeye. Pazartesi günü başladı bile. İstanbul il başkanı bir yerlere giremedi onun ekibi var, başkaları giremedi, öbür taraftakiler rahatsız, eski genel başkan ve ona sempati duyan eski kader arkadaşları rahatsız. Yalnız ben başarılar diliyorum. Değerli eski bir bürokrat. İnşallah başarılı da olur. Tabi Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin Hem siyasi yönden hem sosyolojik yönden inkârı mümkün olmayan bir olgusudur. Zaten bu darbeler olmasaydı Türkiye’de aynı Amerika Birleşik Devletlerindeki gibi iki partili bir sistem kurulmuş olurdu. Bir tarafta Cumhuriyet Halk Partisi, onun karşısında Adnan Menderes’in Demokrat Partisi, Adalet Partisi ve Doğru Yol Partisi.  Tek bir partidir bu son saydığım üç isimden meydana gelen. İki partili sisteme gidilecektir Ak Parti o günkü mevcut şartlar altında.

Başkanlık Sistemi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Türkiye’de Başkanlık Sistemi tartışılmalıdır. Parlamentarizm oldukça yormuştur Türkiye’yi. Ayrıca çok vakit kaybına da sebep olmuştur. Bir hayli de hırpalamıştır. Bu sistemin değişmesi gerekir mi gerekmez mi?  Doğru Yol Partisi Genel Başkanı olarak bu benim şahsi görüşüm,  parti içinde değerlendirmedik ama başkanlık sisteminin kamuoyunda enine boyuna tartışılması gerekir.  Biliyorsunuz modern demokrasilerde meclis hükümeti, parlamentarizmde Başkanlık sistemi var. Meclis hükümeti 1924 anayasasında vardır. Atatürk’ün anayasası. E tabi gençliği Rousseau’yu okumakla geçmiştir Atatürk’ün ve sistemde odur yani. Rousseau’cu bir anayasadır, kuvvetler birliğine dayanan. Hatta Kuvvetler Birliği olmasına rağmen rahmetli Adnan Menderes tahkikat komisyonundan dolayı hala da nedir ne değildir anlaşılamamıştır Türkiye’de. Yani tahkikat komisyonları 1924 anayasasına aykırı değil uygundu. Kuvvetler Birliği mecliste toplanıyordu. Parlamentarizm de yumuşak bir kuvvetler ayrılığı var, yasama- yürütme- yargı. Şimdiki başbakanın yasama ve yürütme organı kendisine bağlı. Yani o ne derse çoğunluk onu yapacak. Şimdi bu yetmemiştir Tayyip Erdoğan’a yargıyı da kendisine bağlamak istiyor. İşte o zaman meclis hükümetindeki kuvvetler birliği sistemine gider ki olay, bunun sonu felakettir, bunun sonu diktatörlüktür. Onun için ya bu parlamentarizm İngiltere’deki gibi kuvvetlerin gerçekten ayrıldığı veya da tamamen birbiriyle irtibatı olmayan başkanlık sisteminin değerlendirilmesi gereklidir.

İktidara geldiğinizde dokunulmazlıkları kaldırmayı düşünüyor musunuz?
Dokunulmazlıklar bir ıslahattan geçirilebilir, tamamen kalkmaz. Dokunulmazlıkları kaldırdığınız zaman da felaket gelir. Bakın milletvekilinin dokunulmazlığını tamamen kaldırdınız diyelim. Dokunulmazlık falan yok diyelim. Önemli bir güven oylaması ya da anayasa referanduma gidecek bir  noktada veya çok önemli bir kanun tasarısı veya çok önemli  bütçe müzakerelerinde, dokunulmazlığı olmayan milletvekiline iktidar partisi iki kişiye dilekçe verdirir, gel bakalım der savcı,  polis alır içeriye, iktidar da  istediği gibi komisyonda veya genel kurulda  geçirir. Doğru Yol Partisi aklı başında insanların partisidir. Milletin hoşuna gidecek diye kaldıracağız diyemeyiz. Ancak sınırlandırılabilir. Yüz kızartıcı suçlardan bir şeyleri varsa kalkması lazım. Niçin kalkmıyor. 550 tane milletvekilinin olduğu parlamento da beş yüzün üzerinde dokunulmazlığın kaldırılması talebi var. Şimdi iki tane daha geldi CHP  milletvekilleri için, biliyorsunuz. Onun için fezleke yazdı ama onu da kaldırmaz başbakan. Çünkü onu kaldırmaya kalktığı zaman seninkileri niye kaldırmıyorsun diye sorarlar adama. O bakımdan hislerle ülkenin yönetilmesi mümkün değildir. Biz ancak sınırlı bir dokunulmazlığı kabul edebiliriz. Dokunulmazlığın tamamen kaldırıldığı bir ülkede demokrasiye veda edilir sonra.

Hükümetin açılım politikasını değerlendirir misiniz?
Çok açıldı ve boğuldu başbakan. Şimdi bu açılımlar falan biraz öncede söylediğim gibi Türkiye’nin iç meselelerindeki beceriksizliğini örtmek için hükümetin başka şeyler tartışılsın diye suni olarak yarattığı olaylardır. Kürt açılımı ile başladılar sonra güneydoğu açılımı dediler daha sonra demokratik açılım dediler en sonunda roman açılımı ile bitirdiler. Bunlar ne açılım yapabilirler ne başka bir şey. Günü gün ederler sadece. Hiç bir şey de yapmaları mümkün değil. Bu hükümetin, bu başbakanın en önemli özelliği ve başarılı olduğu konu; gündemi değiştirmek. Hemen çok çabuk yapıyor bunları,  yeter ki Türkiye’nin gerçek sorunları tartışılmasın, ayıpları ortaya çıkmasın. Yazık oluyor Türkiye’ye millete yazık oluyor.  CHP’nin genel başkanı ‘’aç çocuk kalmayacak, aç uyumayacak kimse’’ diyor konuşmalarında maalesef bu gerçek. Bizde aynı şeylerden muzdaripiz. Yani Türkiye’nin bütün meseleleri bitti de Orta Doğuyu yönetmek mi kaldı başbakana yani. Başbakanların bu hakkıdır ama Türkiye’deki meseleleri bitirir, milleti yüzü güler hale getirirsin, milleti, aileleri kazandıkları giderlerinin üzerinde bir kazanç sağlarsın o noktaya getirirsin ondan sonra bunlar olur. Efendim Ortadoğu da yeni roller üstleniyormuş. Hepsi bunların sunidir. Türkiye’nin demir- çelik üretimi 15 milyon tondur. Demir- çelik üretimi 15 milyon ton olan bir ülkenin başrollerde oynaması mümkün değildir. Türkiye bunu 30-40 -50 ‘ye çıkartmak zorundadır. Elektrik üretimini, çimento üretimini arttırmak zorundadır. Nükleer enerjiye geçmek zorundadır. O bakımdan bunlar yapılmadan diğerleri sunidir.

Acaba Başbakan Amerika dışladığı için mi Araplara Yanaştı?
Amerika’nın dışlayıp dışlamadığı önemli olabilir ama asıl önemli olan Türk milleti bunu dışladı. Yani şu veya bu sebeple tek başına iktidara gelen partilere ikinci seçimde millet bir dönem azdır diye bir kredi daha açıyor. Başlanan işler, ısınma hareketleri tamamlansın diye bir dönem daha izin veriyor. Türkiye’nin iç meseleleri hallolmamışsa, ekonomide başarısızlık tablosu ortada ise, vatandaşın tenceresi kaynamıyorsa, evine akşam 3 yerine 4 ekmek götüremiyor ise üçüncü seçimde oy vermiyor. İşte ANAP ortada, başka ülkelerde de ortada bu.  Amerika ister destek versin ister vermesin gidecekler. Amerika’ya gidip gelirler bunlar ama kimle görüşür bunlar. Sayın Demirel’in sözüdür bu. Orda Dışişlerinde  masalar vardır. Türkiye masasında bir şefle otururlar, belki birisi organize etmiştir,  yemek yerler ve bu havayı basarlar. Kısacası Türk milletinin oyu kendi cebindedir. Milletimiz eşinin oyuna bile tesir edecek durumda değildir. Ayrıca  olayları böyle Amerika’ya bağlayarak  ne moral bozmaya ne de moral kazanmaya gerek yoktur. Ama böyle büyük devletlerle, aynı strateji içinde siyaset yapan devlet adamlarının çok dikkatli olması lazım. İsmet Paşa’nın sözüdür bu ‘’Kediyle aynı çuvala girmeğe benzer’’ der. Demirel’de bunu tekrarlamıştır. Yani kediyle bir çuvala girip üstende bağlandığınız da işiniz çok zordur. Süleyman Demirel  ‘’ABD  1 Mart teskeresinin reddedilmesinin acısını çıkartır’’ dedi ve çıkarttı. Ama adamlara baştan söyleyeceksiniz biz gitmiyoruz diyeceksiniz. Geliyorlar adamlar burada İncirlikte iki- üç ay kalıyorlar ondan sonra da ters yüz edeceksiniz, bunun acısını fena çıkarır Amerika çıkarttı da.





 

 
< Önceki   Sonraki >

ONLINE KULLANICI SAYISI

ZİYARETÇİ SAYISI

MECLİS AJANS MECLİS AJANS - DOĞRU YOL PARTİSİ GENEL BAŞKANI ÇETİN ÖZAÇIKGÖZ MECLİS HABER'E KONUŞTU
dreamweaver graphics

Harran Belediyesi

GİRİŞ İÇİN TIKLAYIN

Kompozit Proje Uygulama Mümessillik San. ve Tic. Ltd. Şti.

GİRİŞ İÇİN TIKLAYIN

MEMUR HABERLERİ

RUHA GIDA ELEKTRONİK PET.İTH.İHR.LTD.ŞTİ.

GİRİŞ İÇİN TIKLAYIN

BİMER

EDREMİT BELEDİYESİ

GİRİŞ İÇİN TIKLAYIN

MECLİS HABER DERGİSİ