İnsan yaratıcılığının en büyük kaynağı; yine insanın kendisidir. Bir yönüyle yalnızlığa yaslanan yazar yaratıcılığının zirvesine, yaşam çelişkisinin derinliğine indikçe ulaşabilir. Bu derinliğe ulaşmada, metinlerin yüklendiği anlam ve sözcüklerin doğaüstü gücü; yazanın ve yaşananların sıra dışı olmasından daha önemli olabilir. “Yoktur acıların Fragmanı” sessizlik, yalnızlık, aşk ve acı yabanında, kendi düşünü aramaktan vazgeçmeyen özel bir kadının, metinlerde ses ve imgeye bürünen, duygu giyinen cüretkar ve keskin denemelerinden oluşmaktadır. Okuduğum bu eserde Çiğdem Güçlü Karagül; yaşamsal düşünceyi derinliğine, hayali duruşu geniş seçerek az sayıda sözcükle çok şey anlatmanın özgün örneklerini sergilemektedir. Genelde insanda var olan kendisiyle öteki arasındaki müphem duvarı yıkmaya çalışan yazar; insanca olan karmaşayı, gücü ve yaşamın kusurlu anlamını; yetkin bir dille ortaya koymaya çalışıyor. Metinlerde nesne sorunu olarak “sevgi”nin; düş kırıklığını, aşk ve yalnızlık ikilemini, acıların yıkımını; insan benliğinden sanatsal olan özgürlük boyutuna yükseltmesine tanık oldum. Heyecan verici bu eserde, okundukça cevabı bulunması gereken çok sorudan sadece birini seçtim. Peki, niçin acıların fragmanı yoktur? H.İhsan Sönmez
|